Otizm

Otistik davranış özellikleri ve nonspesifik entelektüel yetersizlik nedeniyle erkek çocuklar Frajil-X sendromu açısından ilk olarak değerlendirilmelidir. Kız çcouklar ise Rett Sendromu açısından değerlendirilmelidir.  Otizm tanısı alan çocukların %6’sında Frajil X Sendromu bulunmaktadır.
 Otizm tanım olarak 3 yaşından önce başlayan, sosyal becerilerde ve iletişimde yetersizlik, tekrarlayıcı ve sterotipik hareketler ile karakterize kompleks bir davranış bozukluğudur. Sıklığı son çalışmalarda 10 binde 22 olarak belirtilmektedir (Chakrabarti & Fombonne 2005). Çoğu olguda otizm ilerleyicidir, ancak %30 olguda gerileme gösterir. %50-70 olguda nonverbal IQ testlerinde mental retardasyon saptanmıştır. %25 olguda nöbet görülebilir. Otizm kriterlerine uyan çocukların %25’i 2-3 yaşından sonra konuşma ve iletişim kurmaya başlayabilir ve okul ortamına çeşitli derecelerde uyum sağlayabilirler, ancak sosyal alanda zorluk çekerler. Geri kalan %75’i hayat boyu yoğun desteğe ihtiyaç duyarlar. Tam iyileşen hastalar %5’in altındadır. Olguların %90-95’inde altta yatan neden saptanamaz, bunlar “primer otizm” olarak sınıflandırılır. %5-10’u ise çevresel faktörler, kromozom anomalileri ve tek gen hastalıklarına “sekonder otizm”dir. İdiyopatik otizmlerin %30’u dismorfik özellikler, mikrosefali ve/veya gelişimsel beyin anomalileriyle beraber seyreden “kompleks otizm”, %70’i fiziksel anomalilerin olmadığı “esansiyel otizm” olarak sınıflanır.
 Primer otizmli bir çocuğu olan ailede primer otizm için tekrarlama riski %4 olarak verilebilir. Buna ek olarak sosyal sorunlar, dilde gerilik ve psikiyatrik problemler için %4-6’lık bir risk söz konusudur. Primer otizmden etkilenmiş 2 ya da daha fazla çocuk varlığında tekrar riski %35’e yaklaşır. Esansiyel otizmli probandın erkek kardeşlerinin otizm için %6, daha hafif otizm spektrumu bozuklukları için ek olarak %6 riskleri vardır. Esansiyel otizmli probandın kız kardeşlerinin primer otizm için riski ise %1’dir. Kompleks otizmli probandın kardeşleri için otizm riski %1, daha hafif otizm spektrumu bozuklukları için ek olarak %2’dir.
 Süt çocukluğu döneminde olgular kucağa alınmaktan hoşlanmayabilir, kendi başlarına bırakıldıklarında daha rahattırlar. Uyku düzeninde bozukluk görülebilir. Erken belirtilere rağmen genellikle çocuk 2 yaşına gelip konuşmanın geciktiği farkedilene kadar doktora başvurulmaz. Çoğu olguda hastalık dereceli şekilde başlar, ancak %30 olguda konuşma başladıktan sonra, bazen günler içerisinde gerileme gerçekleşerek konuşma ve göz teması ortadan kalkabilir. Buna dış faktörlerin mi sebep olduğu, yoksa olguların gerilemeye genetik olarak programlı mı olduğu tartışılmaktadır, ancak 2. olasılığı destekleyen retrospektif çalışmalar ve nöropatolojik çalışmalar bulunmaktadır.
 İletişimde (dil, mimikler, ya da jestlerle) ve sosyal etkileşimde bozukluk ve tekrarlayıcı-stereotipik hareketler otizmin ana çerçevesini oluşturur. Non-spesifik mental retardasyondan farklı olarak otizmde reseptif dil yetilerinin bozukluğu ekspresif yetilere kıyasla daha belirgindir. Sese, kokulara ya da dokunmaya duyarlılık ya da duyarsızlık, anormal uyku paterni, sinir krizleri ve kendine zarar verici ya da saldırgan hareketler, yerine getirilmediği durumda patlamalara yol açan ritüeller gibi ek özellikler otizm olgularındaki diğer ek özelliklerdir.
 Otizm tanısı alan çocukların yaklaşık %3’ünde 15q11-q13 Prader Willi Sendromu/Angelman Sendromu bölgesinde anneden kalıtılan kromozomal duplikasyon saptanmıştır. Sıklıkla bu anomali, rutin karyotip analizinde izodisentrik 15q kromozomu olarak görülebilir. Daha nadir olarak SNRPN interfaz FISH analizi ile bu bölgenin intertisyal duplikasyonu saptanabilir. Bu iki kromozom anomalisinin fenotipe etkisi hafiftir.
Otizimli çocukların %3-5’inde dengeli veya dengesiz kromozom yeniden düzenlenmeleri, inversiyon, ring kromozomlar, intertisyel delesyonlar, duplikasyonlar ve marker kromozomu saptanabilir.
Genetik nedenli otizm varlığı dışlanması için sırasıyla Telomerik FISH, Array-CGH ve Tüm Ekzom Analizi yapılabilir. Bu testler Tıbbi Genetik Uzmanına danışılarak yapılmalıdır.